Okul Aile İlişkileri

Bireyin gelişiminde ne okul ne de aile tek başına yeterlidir.

Öğrenci; okulda edindiği bilgi, beceri ve değerlerin okul dışında desteklendiği, karşılık bulduğu bir ortamı bulduğunda, edinilen kazanımlar kalıcı olabilmektedir. Aksi halde özdenetim, kişisel ve akademik gelişimde ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Öğrencinin sosyal ve akademik gelişimini etkileyen faktörlerin bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Okul-aile iş birliği, tam da bu noktada önem kazanır. Öğrencinin okuldaki durumunun veli tarafından gerçekçi bir şekilde bilinmesi; evdeki koşullarının sosyal ve akademik başarısına olan etkisinin okul tarafından doğru ve şeffaf olarak öğrenilmesi, güçlü çözüm olanakları sağlar. Ancak bu şekilde bireyi topluma ve hayata hazırlamak, içinde bulunduğu çemberin dışına çıkarmak, mutlu ve başarılı bir hayat kurması için beceri kazandırmak mümkün olur.

Okul-aile iş birliği sağlanamadığında birey, aidiyet ve güven duygusunu yitirmekte; bu yoksunluğun karşılığında içe kapanıklık, sosyal fobi, öfke patlaması, kaygı bozukluğu, madde bağımlılığı, zararlı gruplara/ortamlara dahil olmaya açık ve savunmasız olmaktadır.

Biz yetişkinler, lise çağına gelmiş gençlerimizin hala gelişmekte olan, yetişkin olma sancıları içince bocalayan bireyler olduklarını; her ne kadar reddetseler de bizlerin desteğine ihtiyaçları olduğunu unutmamalıyız.

Sevgi ve saygı görmeyen sevmeyi ve saymayı bilemez, doğru söz duymayan dürüst olmayı öğrenemez.

Bizler, Özel Çağın Anadolu Lisesi olarak, her öğrencimizi kucaklamakta, onlara karşı sorumluluklarımızı birer vazife olarak görmekte, emeklerimizin doğru sonuçlar vermesi için velilerimizi de sürece dahil etmekteyiz.